RAMAZAN AYI, ORUÇ VE KALP SAĞLIĞI

0
54

Koronavirüs pandemisinin gölgesinde ikinci ramazan ayını karşılamaya hazırlanıyoruz. Çoğu aile mutfakta ramazan hazırlıklarına başladı bile! Kronik hastalığı olan kişiler de aynı soruyu soruyor! Sahip olduğum hastalık oruç tutmaya engel mi diye? İşte cevaplar…

Oruç tutmak sağlığımızı nasıl etkiliyor?

Oruç tutmak hem beden hem de ruh sağlığımızı olumlu yönde etkiler. Özellikle vücudu tetikte tutan uyarıcı etkiye sahip sempatik sinir sisteminin baskılanması sonucu kalp hızında ve özellikle büyük tansiyonda azalma gözlenir. Bunun yanında şeker hastalığı ve damar hastalığını tetikleyen insülin direncinde düzelme gözlenirken, koruyucu kolesterol olarak adlandırılan HDL kolesterolde de artış izlenir. Kalp hastalıklarında kötü seyiri gösteren kalp hızı değişkenliğinde oruç sırasında iyileşme saptanmıştır. Damar duvarlarına zarar veren homosistein seviyelerinde de oruçla birlikte düşüş izlenmiştir. Bunların ışığında yapılan bir çalışmada oruç sonrası 10 yıllık kalp krizi gelişme riskinde azalma olduğu saptanmıştır.

Kalp hastalıklarında sıklıkla gelişen psikolojik bozukluk ve depresyon durumu oruçla birlikte düzelir. Hasta kalp hastası oldum, yarım adam oldum psikolojisinden çıkar. Kalp hızındaki azalma ve tansiyonda oluşacak düşme ile hastalarda göğüs ağrısı, nefes darlığı gibi şikayetler azalacaktır. Şeker ve kolesterol kontrolü kolaylaşacak ve damar sağlığında iyileşme olacaktır.

Hangi hastalar oruç tutmamalı?

Oruç sadece sağlıklı kişilere farz kılınmıştır. Bu nedenle ilerlemiş kronik hastalıkları olan kişiler oruç tutmak için ısrarcı olmamalıdır. İlerlemiş kronik hastalığı olan kişilere oruç için mutlaka hekimlerinden fikir almalıdır. Ciddi kalp yetersizliği mevcut hastalar, tedavi edilmemiş damar darlığı bulunan hastalar, ilerlemiş kapak hastalığı bulunanlar, kontrolsüz yüksek tansiyon hastaları, böbrek yetersizliği bulunan hastalar, karaciğer yetersizliği hastaları, ilerlemiş koah hastaları, çoklu ilaç ya da insülin kullanan şeker hastaları, hastalıkları nedeniyle günün belirli saatlerinde ilaç almak zorunda olanlar ve bu ilaç tedavisi iftar ve sahura göre ayarlanamayan hastalar, kalp ameliyatı yada balon stent işlemi sonrasındaki 3 ay süresinde oruç tutmak önerilmez. İlerlemiş kanser hastalarına oruç tutmayı önermiyoruz.

Hangi hastalıklarda oruç tutulabilir?

Kronik hastalığı olan kişiler oruç tutmak için doktorları ile görüşüp kesin karar vermelidir. Genel olarak kontrol altına alınmış tansiyon hastaları, şikayeti olmayan damar sertliği hastaları, hafif düzeydeki kalp kapak hastalıkları, iyi huylu ritim bozukluğu hastaları, hafif düzeydeki kalp yetersizliği hastaları, ılımlı seyreden şeker hastalığı, hafif düzeydeki böbrek ve karaciğer hastalıklarında oruç tutulması genel olarak ek sağlık sorunu oluşturmaz. Başarılı bir şekilde tedavi edilmiş kanser hastaları oruç tutabilir. Hafif düzeydeki koah hastaları da oruç tutabilirler.

https://www.youtube.com/watch?v=DbFH17V6TR4

Koronavirüs orucu nasıl etkiliyor?

Aktif enfeksiyon döneminde oruç tutulması önerilmez. Gribal enfeksiyonlar, ateşli hastalıklar sürecinde vücudun direncinde düşme olur. Bu dönemlerde verilecek tedavinin aksamaması açısından oruç önerilmez. Koronavirüs testi pozitif çıkan ve hastalığı hafif geçiren kişilerin de tedavisinin aksamaması açısından oruç tutmaları önerilmez. Hastalık bulguları kaybolan ve testleri negatife dönen koronavirüs hastaları oruca başlayabilir. Koronavirüs aşısının içerisinde takviye edici bir gıda olmadığından, oruç tutan kişiler rahatlıkla aşı olabilirler.

Pandemi oruç ayını nasıl etkiledi?

Pandeminin herkesin psikolojisini yıprattığı aşikar. Paylaşma ayı olan ramazanda da insanların bir araya gelememesi üzüntü verici görünse de, bu durum aslında beden sağlımızı olumlu etkileyebilir. Özellikle iftar davetleri tüketimin çok üst düzeyde olduğu ve mide sınırlarının zorlandığı dönemler haline gelmiştir. Mütevazi bir iftar sofrası ile mide ve bağırsaklar zorlanmadan, kalbe ek yükleme yapılmadan sağlıklı bir akşam geçirilebilir.

Bütün gün aç kalmanın mükafatı ziyafet sofraları olmamalı!

Oruç tutmak bir ibadet şeklidir ve mükafat Allah’tan beklenmelidir. Gündüzü aç geçirmek akşam yemek rutinimizi değiştirmemelidir. Normal zamanlarda tek ana öğün ile yetinen sofralarda oruç döneminde de tek ana öğün ile devam edilmelidir. Oruç tutmanın mükafatı zengin iftar sofraları olmamalıdır. Belirli bir yeme düzenine alışmış mideye iftar ile yapılacak aşırı yüklenme kendisini şişkinlik, hazımsızlık, karın ağrısı, çarpıntı ve tansiyon yüksekliği ile gösterecektir. Ağır iftar sofralarında kendisini kaybeden kişilerde kalp krizi riski artmıştır.

İftarda yapılan bu hatalar sizi hastanelik edebilir!

Bütün gün açlık sonrası hızlı bir şekilde yapılacak iftar sağlık sorunlarına yol açabilir. Risk sigara içen kişilerde daha yüksektir. Ramazan ayı sigarayı bırakmak için çok iyi bir fırsattır. Ancak bu fırsatı değerlendirmeyenler, iftarı sigara ile açıp peşinden tuzlu ve yağlı yemekleri hızlı şekilde tüketenler, kapanışı yine sigara ve tatlı ile yapan kişiler tansiyon atakları ile iftar sonrası acilin yolunu tutabilirler. Yine bu kişilerde kalp krizi riski artmıştır. İftar yemeği yavaş tüketilmeli, tuz oranına dikkat edilmelidir. İftarda kesinlikle sigara ve tütün ürünleri olmamalı, tatlı faslı yatsıdan sonraya bırakılmalıdır.

Tuza dikkat!

Oruçta en çok yapılan hatalardan biri de yemeklerin çok tuzlu tüketilmesidir. Yemek hazırlayan kişiler yemeğin tadına bakamadığından, herkese hitap edecek bir tuz ortalaması ararlar ve genelde yemeklere çok fazla miktarda ilave tuz ekilir. Yemek yanına konulacak tuzlu peynir, zeytin ve turşu ile birlikte bir anda yüksek tuz tüketimine bağlı tansiyonlar fırlayabilir. Yemeklere tuz katılırken 1 çay kaşığı limiti aşılmamalıdır.

Oruç tutacak kişiler nasıl beslenmeli?

  • Oruç nedeniyle kişiler mevcut sağlıklı diyet alışkanlıklarından vazgeçmemeli, ziyafet yada sultan sofralarına oturmaktan kaçınmalıdır.
  • Su içimi en çok dikkat edilecek nokta olup, iftar ile sahur arası 1.5 litre su içilmesi uzun ve sıcak günün daha rahat geçirilmesini sağlayacaktır.
  • İftar su ve çorbayla açılmalıdır. Hurma, yeşil salata ve komposto yada hoşaf sofrada mutlaka yer almalıdır.
  • Yenilecek ekmek miktarı menüye göre ayarlanmalı, makarna-pilav gibi karbonhidrat ağırlıklı menülerde ekmek kısıtlanmalıdır. Tam tahıllı esmer ekmekler tercih edilmelidir.
  • Ana yemek çorba ve salatalar sonrası tek çeşit olmalı, yüksek kalorili ve yağlı çeşit çeşit ana yemekler bir arada tüketilmemelidir.
  • İftar yemeği yavaş tüketilmeli ve mide sınırları zorlanmamalıdır. Gazlı içecek düşkünleri doğal maden suyunu tercih etmelidir.
  • Tatlı olarak sütlü tatlılar tercih edilmeli, tatlı ve meyve faslı teravih sonrasına bırakılmalıdır.
  • Tuz kısıtlayıcı diyette olan yüksek tansiyon hastaları bu diyete devam etmelidir.
  • Oruç, sigara bırakmak için en ideal dönem olup, iftar sigara ile açılmamalı, iftar sonrası peş peşe sigara içiminden kaçınılmalıdır.
  • Sahur mutlaka yapılmalı ve sahurda kahvaltı çeşitleri tercih edilmelidir.
  • Sahurda tüketilecek ağır yemekler ve tatlılar, mide salgısını arttıracak, insülin uyarılmasını arttıracak ve gün içerisinde açlığı tetikleyecektir.
  • Lif ihtiyacını karşılamak için sahurda yeşil salata ve tek  porsiyon meyve tüketimi faydalıdır.
  • Sahur sofrasında 1 çay tabağı kadar taze ceviz, badem veya fındık bulunması damar sağlımızı korur.
  • Sahurda çay-kahve tüketimi yerine su tercih edilmelidir.
  • Sahurda sigara içilmemelidir.
  • Sahura kalkamayan kalp hastaları günü oruçlu geçirmek için ısrarcı olmamalıdır.

https://www.youtube.com/watch?v=sc0P7tL0SZY

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz