KORONAVİRÜS GÖLGESİNDE RAMAZAN VE ORUÇ

0
44

‘’Koronavirüs gölgesinde nasıl bir Ramazan ayı geçirmeliyiz? Ayrıntılar bu yazıda…’’

Koronavirüs salgını yaşantımızı ciddi şekilde değiştirdi. Hayatımızdaki bir çok şeyi ertelemek zorunda kaldık. Okullar kapalı, çoğu çalışan izinli durumda. Spor müsabakalarından konserlere, tatil planlarından seyahatlere kadar her şey ertelenmiş durumda. Dahası ibadet yerleri ve camiler bile kapalı…

Böyle bir durumda herkesin merak ettiği soru acaba Ramazan ayında ne yapacağız? Orucu da koronavirüs nedeniyle ertelememiz gerekiyor mu? Bu sorunun cevabı oldukça net. Koronavirüs salgını oruç tutmaya engel teşkil etmez. Ramazan orucu vücudun direncini bozmaz ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Peki koronavirüs salgını için risk altında olan kronik hastalığı olan kişiler, özellikle kalp ve tansiyon hastaları ne yapmalı? Kimler oruç tutmalı? Kimler tutmamalı?

Kimler oruç tutmamalı?

  • Tansiyon değerleri kontrolsüz olan hipertansiyon hastaları
  • Kalp yetersizliği hastaları
  • İnsülin ya da çoklu ilaç kullanan şeker hastaları
  • Son 3 ay içerisinde kalp krizi geçiren ve stent takılan ya da bypass olan hastalar
  • Tedavi edilmemiş damar hastalığı olan kişiler
  • İlerlemiş kapak hastalığı olanlar
  • Ciddi ritim bozukluğu olanlar
  • Hastalıkları nedeniyle günün belirli saatlerinde ilaç almak zorunda olanlar ve bu ilaç tedavisi iftar ve sahura göre ayarlanamayan hastalar
  • İlerlemiş böbrek ve karaciğer hastalıkları
  • İlerlemiş akciğer hastalıkları
  • Ateşli hastalıklar

Hangi hastalar oruç tutabilir ?

  • Oruç tutacak kişilerin beden ve ruh sağlıklarının iyi olması gerekir. Oruç sadece sağlıklı kişiler için farz olan bir ibadet şeklidir.
  • Birçok kronik hastalık sahibi kişiler oruç tutabilir. Oruç tutma kararı mutlaka hekime danışıldıktan sonra verilmelidir. Tedavi altında sağlıklı olan ve hastalıkla ilişkili şikayeti olmayan, ilaç tedavisi iftar ve sahur arasında yapılabilecek bütün hastalar hekim kontrolünde oruç tutabilir.

Koronavirüs hastaları oruç tutabilir mi?

Oruç tutmak genel anlamda bağışıklı sistemini etkilemez. Ancak aktif enfeksiyon geçiren kişilerin oruca ara vermesi tedavinin daha etkin verilmesi açısından faydalı olacaktır. Covid-19 testleri pozitif olan kişiler genel durumları iyi olsa dahi oruç tutmamalı ve hekimin önerdiği tedaviyi dikkatlice uygulamalıdır. Tedavi süreçleri biten, covid-19 testleri negatife dönen hastalar rahatlıkla oruç tutabilir. Koronavirüs testleri negatif olan kişiler hastalığı düşündürecek şikayetlere sahipse oruç tutmamalıdır. Koronavirüs için risk grubunda olan kişiler ise ek sağlık sorunları yoksa oruç tutabilirler. Koronavirüs salgınında en büyük risk grubunu kalp yetersizliği hastaları oluşturur. Kalp yetersizliği hastalarının genel anlamda oruç tutmaları önerilmez.

Koronavirüs salgını Ramazan ayını nasıl etkileyecek?

Kişisel izolasyon önlemleri kapsamında çoğu kişi oruç ayını evinde geçirecek. Bu durumun en önemli artısı Ramazan ayında sıklıkla artan ve oruç tutmanın ruhu ile uyuşmayacak israfın azalması olacak. İnsanlar  dış mekanların ziyafet sofraları yerine daha mütevazi kendi sofralarına oturacak. Bu durumda aşırıya kaçmadan daha sağlıklı bir iftar açacağımız kesin. Diğer olumlu bir durum ise #EvdeKal çağrısına uyup evde kalanlar üzerinde olacak. Tüm günü mutfakta geçiren, gün boyu açık büfe yemek yiyen kişiler artık gıdaları sadece iftar ve sahurda tüketecek. Bu durum evde kalanların daha sağlıklı beslenmelerini ve kilo almamalarını sağlayacaktır.

Koronavirüs salgının getirdiği diğer olumsuz etki ise hareketsizlik halidir. Evde kalan çoğu kimse hareket etmeyi bırakmış durumdadır. Düzenli hareket beden ve ruh sağlığı için çok önemlidir. Ev içerisinde bile olsa günde 1 saat hareket ve egzersiz yapılmalıdır. Ramazan ayı egzersiz yapmaya engel teşkil etmez. Ramazan ayında hareket için en uygun saat iftar öncesi ve iftardan 2 saat sonrasıdır. Gün içerisinde yapılacak egzersiz sıvı ihtiyacımızı ciddi oranda arttırabilir ve iftar saatine varmamızı zorlaştırabilir.

Salgının en önemli negatif etkisi psikolojilerimiz üzerinde olacak. Ramazan ayı paylaşım ayıdır. İnsanlar genelde birlikte iftar açıp birlikte ibadet ederler. Bu durum, bu sene için geçerli olmayacak. Ancak bu durumu bir şekilde psikolojimizi etkilemeden atlatmak yine bizim elimizde. Camilerde teravih kılınmayacak ama, oruç tutan kişiler evlerinde bireysel olarak teravih kılabilir. Toplu iftar davetleri olmayacak ancak bu davetler yerine ihtiyacı olan kişilere yardım etmek mümkün. Geniş aileler bir arada iftar açamayacak ama, iftarı dijital ortamda birlikte açmak mümkün.

Oruç tutacak hastalar nelere dikkat etmeli?

  • Kronik hastalığı mevcut kişiler hekim önerisi olmadan oruç tutmamalıdır.
  • İlaç kullanan hastalar, ilaçlarını hangi saatte alacaklarını hekime danışmalıdır.
  • İdrar söktürücü ilaç kullanan kalp hastalarında ve hipertansiyonda oruç öncesi ilaçların dozunun ve saatinin tekrar ayarlanması gerekebilir.
  • Oruç döneminde gelişecek uyku düzensizliğini dengelemek için imkanı olanlar öğleden sonra 1 saat uyumalıdır.
  • Özellikle kapak hastalığı, ritim bozukluğu yada felç nedeniyle kan sulandırıcı ilaç kullanan kişilerin oruç süresince yakından takip edilmesi gerekir.
  • Oruç sırasında tansiyon değeri yükselen, çarpıntı, baş ağrısı, göğüs ağrısı ve nefes darlığı yaşayan hastalar vakte bakmaksızın orucu sonlandırmalıdır.
  • Oruçlu iken ateşi yükselenler ve enfeksiyon düşündürecek şikayetler yaşayan kişiler orucu sonlandırmalıdır.
  • Koronavirüse karşı vitamin ve takviye gıda tüketen kişiler, bu takviyeleri sahurda almaya devam etmelidir. Koronavirüse karşı en çok önerilen vitamin ve mineraller C vitamini, D vitamini, Çinko ve β-glukan dır. Bu takviyeleri tüketirken günlük önerilen dozun üzerine çıkılmamalıdır.

Oruç tutacak kişiler nasıl beslenmeli?

  • Oruç nedeniyle kişiler mevcut sağlıklı diyet alışkanlıklarından vazgeçmemeli, ziyafet sofralarına oturmaktan kaçınmalıdır.
  • Su içimi en çok dikkat edilecek noktalardan biri olup, iftar ile sahur arası 8-10 bardak su içilmesi günün daha rahat geçirilmesini sağlayacaktır.
  • İftar su ve çorbayla açılmalıdır. Hurma, yeşil salata ve komposto yada hoşaf sofrada mutlaka yer almalıdır.
  • İftar açıldıktan sonra ana yemek öncesi 8-10 dakikalık istirahat mide için faydalı olacaktır. Bu süre ibadet ile geçirilebilir.
  • Yenilecek ekmek miktarı menüye göre ayarlanmalı, makarna-pilav gibi karbonhidrat ağırlıklı menülerde ekmek kısıtlanmalıdır. Ekmek olarak lif içeriği daha yüksek esmer ekmek tercih edilmelidir.
  • Ana yemek çorba ve salatalar sonrası tek çeşit olmalı, yüksek kalorili ve yağlı çeşit çeşit ana yemekler bir arada tüketilmemelidir.
  • İftar yemeği yavaş tüketilmeli ve mide sınırları zorlanmamalıdır. Gazlı içecek düşkünleri 1 şişeyi geçmemek koşulu ile doğal sodayı tercih edebilir.
  • Yemeklerin 10-20 kez çiğnendikten sonra yutulması sindirimi kolaylaştıracaktır.
  • Tatlı olarak sütlü tatlılar tercih edilmeli, tatlı ve meyve tüketimi iftardan 2 saat sonraya bırakılmalıdır.
  • Tuz kısıtlayıcı diyette olan yüksek tansiyon hastaları bu diyete devam etmelidir.
  • Oruç, sigara bırakmak için en ideal dönem olup, iftar sigara ile açılmamalı, iftar sonrası peş peşe sigara içiminden kaçınılmalıdır.
  • Sahur mutlaka yapılmalı ve sahurda kahvaltı çeşitleri tercih edilmelidir.
  • Sahurda tüketilecek ağır yemekler ve tatlılar, mide salgısını arttıracak, insülin uyarılmasını arttıracak ve gün içerisinde açlığı tetikleyecektir.
  • Lif ihtiyacını karşılamak için sahurda yeşil salata vede porsiyon meyve tüketimi faydalıdır.
  • Sahur sofrasında 1 çay tabağı kadar taze ceviz, badem veya fındık bulunması damar sağlımızı korur.
  • Sahurda çay-kahve tüketimi yerine su tercih edilmelidir.
  • Sahurda sigara içilmemelidir.
  • Sahura kalkamayan kalp hastaları günü oruçlu geçirmek için ısrarcı olmamalıdır.

 

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz