Ritim Bozukluğu ÇARPINTI VE RİTİM BOZUKLUĞU İLE YAŞAMAK KADERİNİZ OLMASIN!

palpitations-1”Çarpıntı şikayetlerinin altından çoğunlukla ciddi bir hastalık saptanmamasına karşın; bu şikayetten muzdarip kişiler mutlaka kontrolden geçmelidirler”

Çarpıntı şikayeti hemen her kişinin yaşadığı bir problem olup, çoğunlukla stres, yorgunluk ve hareketsiz yaşamdan kaynaklanır. Çarpıntı, kişinin kalbinin çalıştığının farkına varması olarak da tanımlanabilir aslında. Kalp biz farkında olmasak da işini hiç aksatmaz ve düzenli olarak kasılır. Ne zaman ki kalp işini biraz hızlı yapmaya başlar, birkaç kez sıradışı kasılır, o zaman onun farkına varırız. Kimi göğsünde hızlı bir vuruştan, kimi kalbinin atışının bir süre durduğundan, kimi de göğsünde uçuşan bişeylerin varlığından sözeder. Kalbin güm güm göğse vurması, kuş kanadı gibi çırpınması, kelebek olup uçması gibi terimler de çoğu zaman bu tip durumlarda kullanılır. Ama hepsinin ortak adı ‘’çarpıntı’’dır.


İstirahat halinde normal bir insanın kalp atışı dakikada 60-100 atım arasında değişir. Çarpıntı, genel olarak kalp atışının dakikada 100’ ün üstüne çıkması olarak tanımlanır. Ancak , kalbin yavaş atımlarında veya normal atımlarında da kişi çarpıntı hissedebilir. Bu his kalbin hızlı atmasından çok düzensiz atımıyla ilgilidir ve kişi bu hissi genelde çarpıntı olarak tanımlar.
Gündelik yaşamda hissedilen beklenmedik çarpıntılar, kalpteki düzensiz atımlar çoğu zaman insanları endişeye sevkeder ve korkutur. Çarpıntının en rahatsız edici yanı kişide panik durumu oluşturmasıdır. Birkaç düzensiz veya hızlı atış öncelikle kafaları karıştırır ve zihinlerde soru işaretleri oluşturur. Kalp krizi geçirme korkusu, kalbimizin duruvereceği endişesi insanın ruhunu sarıverdiğinde tıbbi yardım istemek tek çıkış yolu olarak görülür.

Bu yazıda günlük yaşantıda en sık rastladığımız çarpıntı çeşitlerinden bahsedeceğiz.

En sık izlenen çarpıntı şekli normal ritmin olduğundan daha hızlı atması olarak tanımlanan çarpıntı şeklidir. İstirahat anında nabız genelde 100 ün üzerinde seyreder ve sıklıkla kansızlık, guatr gibi ikincil bir sebebe bağlıdır. Özellikle hareketsiz yaşantı süren, efor kapasitesi düşük kişilerde ise hareket yada duygusal stres ile nabızda ani artış olur. Nabız 70-80 civarında iken bir anda 120-140 aralığına çıkabilir. Kişi çarpıntı ile birlikte nefes darlığı hisseder ve korkuya kapılır. Derin ve yavaş nefes alıp vermek, nefes tutarak ıkanmak genelde nabızda düşme sağlar. Tansiyon düşüklüğü, az su tüketmek, ateşli hastalıklarda nabızı arttıran sık nedenlerin başında gelir. Bu grup çarpıntı genelde zararsız olup sıklıkla tedavi gerektirmez.

Diğer sık gözlenen çarpıntı şekli ise tekleme olarak tanımlanan düzensiz atımlardır. Nabız düzeyi 100 ün altında olsa dahi bu düzensiz atımlar geldiğinde kişi çarpıntı ile birlikte göğüste boşluk ve kalpte durma hissine kapılır. Aşırı stres, yorgunluk, ağır efor, mineral dengesizliği, tansiyon yüksekliği bu tür teklemelere yol açabilir. Bu grup hastalarda sıklıkla tedavi gerektirmez. Ancak kalbe yönelik eko ve ritim holter testi ile rutin kan değerleri bakılmalıdır.

Çarpıntı tarif eden hastalar içerisinde hem tanı hemde tedavi sürecinde atlanmaması gereken grup ise atriyal fibrillasyon denilen ve kalbin düzensiz atımlarıyla seyreden hasta grubudur. Burada düzensiz atım aralıklı teklemeler şeklinde değildir ve sürekli bir düzensiz atım söz konusudur. Atriyal fibrillasyon sık gözlenen bir ritim bozukluğudur ve erken dönemde tedavi edilmediğinde kalıcı olmaya meyillidir. Uzun vadede kalbi büyüterek kalp ve kapak yetersizliğine yol açar. Asıl korkulan diğer komplikasyonu ise felç riskini belirgin olarak arttırmasıdır. Bu risk özellikle 65 yaş üstünde dahada belirgindir. Ne yazıkki bu ritim bozukluğuna gerekli önem verilmemekte ve çoğunlukla hastalara eksik tedavi verilmektedir. Eksik tedavi alan hastalarda uzun vadede bu hastalığın komplikasyonları ile başbaşa kalmaktadır. Felç riskini düşürmek için verilen kan sulandırıcı yanında ritmi tamamen normale döndürmek gelişen teknolojiye paralel olarak mümkün olmaktadır. Bu ritim bozukluğu 3 şekilde normale çevrilebilir. Özellikle ilk 48 saat içinde gelişen ritim bozuklukları ilaç tedavisine cevap verir. İlaç tedavisi ile 1. gün içinde genellikle normal ritim sağlanır. Uzun süreli ritim bozukluğu yaşayan kişilerde ilaca cevap oranı düşüktür ve bu kişilerde elektroşok yöntemi ile normal ritim sağlanır. Bu yöntem uygulanmadan önce kalbin ayrıntılı olarak görüntülenmesi ve uygunluk şartlarının aranması şarttır. Elektroşok yöntemi ile normal ritim sağlama oranı yüksek olmasına karşın bu yöntem yeterince aydınlatılamayan hastalar tarafından kabul edilmemekte ve çoğu hekim tarafından da ihmal edilmektedir. Üçüncü yöntem ise anjiyografik yöntemle ablasyon denilen yakma yöntemidir. Bu yöntem özellikle uzun süreli ve tekrarlayan ritim bozuklukları için idealdir ve %80 a varan başarı oranı mevcuttur. Ablasyon ile atriyal fibrillasyonu düzeltme yöntemi son yıllarda büyük gelişmeler göstermiştir ve ülkemizde de başarı ile uygulanmaktadır. Atriyal fibrillasyonun getirdiği düzensiz ritim ve komplikasyonları ile yaşamak kader değildir. Bu grup hastaların bilinçlenip kardiyoloji referans merkezlerine başvurması hayat kalitesi ve hayat sürelerinde uzama ile sonuçlanacaktır.

Çarpıntı şikayeti olanlar, bu noktalara dikkat!

  • Sigara, alkol, çay, kahve, kola, çikolata tüketimi çarpıntıyı tetikleyebilir.
  • Stres ve gerginlik önde gelen çarpıntı sebeplerindendir ve tedaviye yönelik dinlenme veya tatil, kaplıca, masaj ve spa seansları, meditasyon ve yoga programları uygulanabilir.
  • Düzenli egzersiz özellikle yürüyüş, yüzme çarpıntıyı azaltmada etkili yöntemlerdir.
  • Panik atak hastaları için psikiatrik destek alınmalıdır.
  • Uyku düzensizliği olanlarda ilaç tedavisi uygulanabilir.
  • Günlük 2 litre sıvı alımı çarpıntı şikayetini azaltır.
  • Üzüm ve bal çarpıntıyı azaltıcı etkileri iyi bilinen gıdalardır. Üzüm suyu, limonlu suyla veya sütle karıştırılmış balın düzenli tüketimi çarpıntıyı azaltmaktadır.
  • Taze meyve, sebze tüketimi arttırılmalıdır. Sebzeler çiğ yada az pişmiş olarak tüketilmelidir. Beyaz unla yapılmış besinlerden, katkı maddelerinden zengin gıdalardan, renklendirici eklenmiş gıdalardan ve aşırı baharattan uzak durulmalıdır. Yemekler ana öğünler şeklinde tüketilmeli ve ara kaçamaklardan uzak durulmalıdır.
  • Tansiyon değerleri düşük olan gençler günlük tuz tüketimini ihmal etmemelidir. Kaya tuzu, deniz tuzu gibi rafine edilmemiş tuzlar mineral dengesini daha iyi sağlarlar.
  • Kansızlık ve guatra yönelik araştırmalar mutlaka yapılmalıdır.
  • Çarpıntı için ilaç kullanan kişiler ilacı aniden kesmemelidir. Ani ilaç kesimi çarpıntıya davetiye çıkarır. İlaç dozu azaltılarak tedricen kesilmelidir.
  • Çarpıntı sorununu her zaman hafife almak, önemsememek bazı durumlarda hatalı olabilir. Özellikle yukarıda saydığımız bilinen hazırlayıcılar olmadan ortaya çıkan, sık tekrarlayan ve uzun süren çarpıntı ataklarını ciddiye almakta ve bir sağlık kuruluşuna başvurmakta fayda vardır. Hissedilen çarpıntı altta yatan bir hastalığın ilk belirtisi olabilir.

 

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur. *

Toplam 392 yorum

  • Nuray Bozok

    Mayıs 8, 2019 at 13:08

    Hocam merhaba, 2 ay önce kalbim sıkışıyor nefes almakta zorluk çekiyorum ayrıca sol kolumda biraz uyuşma oluyo diye doktora gittim ve kalp kapakçığımın gevşek olduğu söylendi önemli bi şey olmadığını söyleyip gönderildim. Içim rahat etmedi uzm dr gözükmek istedim orda da kalbimde üfürüm olduğunu söyledi ve efor sonucunda bana saneloc verdi. Hocam kalp kapakçığımın gevşemesi ile üfürümün bağlantısı var mıdır acaba bide gevşeme zamanla iyileşilebilir bi şey mi

    Cevapla

    • Prof. Dr. Ahmet Karabulut

      Mayıs 10, 2019 at 11:19

      Kapak gevşekliği sıklıkla üfürüm ile bulgu verir. Çoğunluğu geçicidir. Kapak yapısı kalın ise ilerleme olabilir.

Sınırlı Sorumluluk Beyanı

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler ve yorumlar, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.