Kalp ve damar sağlığı hakkında aradığınız herşey

kalbini sev!

KADINLAR ERKEKLERE GÖRE DAHA UZUN YAŞIYOR!


Tarih Mart 8, 2017 | Henüz yorum yok
Yazar: Doç. Dr. Ahmet Karabulut

”Kadın kalbi hastalıklara daha dayanıklı ancak bir o kadar da kırılgan! Kadınların daha uzun ömürlü olmasının sebebi nedir? Kadınları erkeklerden farklı kılan başlıca özellikler nelerdir? Bu konu başlıklarını, 8 Mart dünya kadınlar gününe özel hazırladığımız yazıda bulacaksınız”

Kadın olmak mı avantaj, erkek olmak mı? Cinsiyetin getirdiği özelliklerle hastalıklar arasında bağlantı var mıdır? Bu sorularla ilgili tartışmalar bitecek gibi gözükmüyor. Genel olarak zayıf ve kırılgan olarak nitelendirilen kadınlar aslında oldukça güçlü ve dirençli bir yapıya sahip. Kadın olmanın getirdiği farklılıklar kimi zaman avantaja da dönüşebiliyor. Kadınları erkeklerden farklı kılan başlıca özellikler şu şekilde sıralanabilir.

  • Kadınlar erkeklerden uzun yaşıyor

Normal yaşam beklentisi kadınlarda yaklaşık 5 yıl daha fazla. Buna sebep olarak kadınların kalp ve damar hastalıklarına daha az yakalanması, sosyal ilişkilerinin erkeklere oranla daha sağlam olması ve kişisel bakımın daha iyi olması gösterilmektedir.

  • Kadın kalbi kalp krizlerine daha dayanıklıdır

Erkeklerle karşılaştırıldığında damar hastalığı oluşum riskinde 10 yıllık fark vardır. Bunun temelinde kadınlık hormonunun koruyucu etkisi ve sigara alkol gibi zararlı alışkanlıkların daha az olması temel gösterilmektedir. Ancak bu fark menopozdan sonra azalmaktadır.

  • Kadın kalbi kırılgandır

Kadın kalbi erkeklere oranla damar hastalığına daha dirençli görünse de aslında kırılgandır. Genelde aşırı stres ve üzüntünün tetiklediği kırık kalp hastalığı kadınlarda daha sık izlenir. Kadın kalbinin damarları daha incedir ve büzüşmeye daha meyillidir. Bu nedenle hasara uğramış kadın kalbinin damarlarını tedavi etmek daha güçtür. Bu nedenle,kalp krizi geçiren kadınlarda ölüm oranı erkeklere oranla daha yüksektir. Kadın kalbinin atım sayısı daha fazladır, stresle çarpıntıya daha çok meyillidir.

  • Kadınlarda koruyucu kolesterol düzeyi daha yüksektir Devamı

AŞK VE SEVGİ İLE DAHA SAĞLIKLI BİR YAŞAM ♀♥♂


Tarih Şubat 11, 2017 | Henüz yorum yok
Yazar: Doç. Dr. Ahmet Karabulut

” 14 Şubat’a özel haberimiz: Aşk ve sevgi kalbe iyi gelir ”

Kalbin hızlanması, ellerde terleme, yüzde kızarma, anlamsız bir huzursuzluk hali…Ciddi bir hastalığı yada kalp krizini düşündürebilecek bu bulgular aslında vücudumuzun ürettiği aşk iksirinin marifetleri.. Aşk denildiğinde herkesin yüzünde tebessüm, kalbinde bir hareketlenme olur. Kalp daha hızlı ve daha farklı atmaya başlar. Bütün bu etkiler beyinden salınan oksitosin, dopamin, seratonin, endorfin gibi olumlu hormon düzeylerinde artış ile olur. Kalbimizi hareketlendiren ise adrenalin ve norepinefrin hormonlarıdır. Bütün bu hormonlar aşk iksirinin içeriğini oluşturur. Peki vücutta bu kadar hormonların hareketlenmesine yol açan aşk kalp için zararlı mı? Aşk kalbe iyi gelir mi? Sevgi kalp krizini önler mi? gibi sorular sıklıkla zihinleri meşgul eden ve net olarak cevaplanamamış konulardır. Yapılan bilimsel araştırmalar kalp başta olmak üzere aşkın vücut sağlığını olumlu şekilde etkilediğini göstermektedir. Aşkın vücutta oluşturduğu olumlu etkileri sizler için sıraladık:

Aşk kalbe iyi gelir: Aşk başlangıçta kalbi hareketlendirse de, uzun vadede kalp krizi riskini azalttığı gözlenmiştir. Mutlu ve huzurlu bir ilişki yaşayan çiftlerde kalp krizi görülme riskinin azaldığı gözlenmiştir.

Aşk tansiyona iyi gelir: Sıcak bir kucaklaşma sonrası gelecek 10 dakika sevgi dilli konuşmanın tansiyonu düşürdüğü gösterilmiştir. Bu etkinin temelinde vücutta artan gevşeme hormonu oksitosinin etkisi vardır.

Aşk kolesterole iyi gelir: Mutlu birliktelik yaşayan çiftlerde vücuttaki stres hormonlarının azalmasına paralel olarak kolesterol seviyeleri daha düşük izlenmiştir. Devamı

DEPRESYON KALP KRİZİ RİSKİNİ İKİYE KATLIYOR!


Tarih Ocak 5, 2017 | Henüz yorum yok
Yazar: Doç. Dr. Ahmet Karabulut

”Depresyondayım, unutuldum……çok yalnızım” şarkısını mırıldanıyorsanız hiç vakit kaybetmeyin! Kalbiniz risk altında olabilir! Depresyon ve kalp hastalıkları el-ele, kol-kola giden ve ömrü kısaltan hastalık ikilisidir.

Çağımızın baş edilmesi en zor hastalıklarından birisidir depresyon. Şehir yaşantısının getirtiği zorluklar, ekonomik zorluklar, iş stresi, ailesel problemler sıklıkla depresyon ile sonuçlanıyor. İnsanımızın yarısında depresyon belirtileri saptanmış. Bu belirtilerin ilerleyip major depresyon dediğimiz tedavi gerektiren hastalığa dönüşüme riski ise üçte bir civarında. Yani ülkemizde her 10 kişiden biri tedavi gerektiren major depresyon hastası. 2014 yılında ülkemizde depresyon ilacı alan kişi sayısı 8 milyonu aşmış durumda. 2020 yılından sonra kaygı ve depresyon hastalıklarının en sık gözlenen hastalık grubu olacağı tahmin ediliyor.

Depresyonla kalp hastalıkları arasındaki ilişki neredeyse yumurta-tavuk döngüsüne eşdeğer seviyede. İki durumda birbirini tetikliyor. Depresyon olan kişilerde kalp krizi riski ikiye katlanmış durumda. Yine depresyon saptanan kalp krizi hastalarında 5 yıllık ölüm riski 3 kat daha fazla. Daha önce depresyon belirtisi olmayan ve kalp krizi geçiren hastaların yaklaşık % 40’ında yeni depresyon gelişimi mevcut. Yani depresyon kalp hastalıkları riskini, kalp hastalıklarıda depresyon riskini ciddi şekilde arttırıyor. Depresyon kalp yetersizliği hastalarında da ciddi bir problem oluşturuyor.

Depresyon saptanan kalp yetersizliği hastalarında hastaneye yatışlar daha sık ve ömür beklentisinde kısalma mevcut. Depresyon ritim bozukluklarını da tetikleyen bir hastalık. Depresyon hastalarında ortalama kalp hızı artarken, düzensiz atımlar ve atriyal fibrillasyon gibi ritim bozuklukları daha sık gözleniyor. Depresyona zemin hazırlayan kaygı bozuklukları, evhamlı yapı, yalnız yaşamak, sosyal izolasyon gibi durumlarda da kalp krizi riskinde artış mevcut. Devamı

LİPOSUCTİON – YAĞ ALDIRMA AMELİYATI KALP KRİZİNİ TETİKLER Mİ?


Tarih Ocak 3, 2017 | Henüz yorum yok
Yazar: Doç. Dr. Ahmet Karabulut

”Kozmetik amaçla yapılan yağ aldırma operasyonları ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Kilo vermek için öncelik, sağlıklı yaşam önerilerinin uygulanması olmalıdır.”

Toplumda hızla artan şişmanlığa paralel olarak yağ aldırma operasyonları her geçen gün daha fazla yapılmaya başlanıyor. İşlem sayısı her geçen gün artan yağ aldırma operasyonları nadir de olsa ciddi istenmeyen sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Bu operasyon; ısrarla risksiz bir işlem gibi lanse edilmeye çalışılsa da; operasyon uzman hekimler tarafından yapılmadığı takdirde sonrasında hayatın kaybedilmesine kadar giden süreçler yaşanabiliyor.

Yağ aldırma ameliyatı sonrası ölüm sebebi kalp krizi olarak ifade edilse de altta yatan mekanizma genelde farklı. Yağ aldırma operasyonu sonrası ölüm oranları 2-10/10000 oranında değişiyor. Ölümü tetikleyen 3 ana etken yağ embolisi, sıvı-mineral dengesi bozukluğu ve anestezinin getirdiği riskler.

Yağ embolisi; operasyonun en korkulan komplikasyonu olup, yağın damara karışarak akciğere gitmesidir. Büyük emboliler kalp yetersizliği ve ritim bozukluğuna yol açarak ölüm ile sonuçlanabiliyor.

Sıvı-mineral dengesi bozukluğu; operasyon sırasında yağ dokusunun serbestleşmesi için vücuda sıvı enjekte edilip tekrar geri çekiliyor. Bu işlem sırasında oluşacak sıvı ve mineral dengesizliği, kalp yetersizlikleri ve ciddi ritim bozukluklarını tetikleyerek ölüme yol açabiliyor.

Anestezinin getirdiği riskler; yağ aldırma operasyonları genelde ek estetik operasyonlar ile birlikte yapılıyor. Bu da anestezi süresinin uzamasına yol açıyor. Özellikle yaşlı ve kalp hastalığı için risk faktörü olan kişiler uzamış anestezi etkisine bağlı olarak kalp krizi geçirebiliyor. Bu nedenle de özellikle riskli hastaların anestezi öncesi kalp hastalığı açısından değerlendirilmesi önem arz ediyor. Devamı

KALP HASTALARI İÇİN UÇAK SEYAHATİ REHBERİ


Tarih Aralık 29, 2016 | Henüz yorum yok
Yazar: Doç. Dr. Ahmet Karabulut

” Normal koşullarda yapılan uçak ile seyahat kalp krizi riskini arttırmaz”

Uçak ile yolculuk hızlı, rahat ve güvenli seyahat şeklidir. Ancak özellikle uzun süreli yolculuklar kalp hastaları için hep stres kaynağı olmuştur. Öyle ki uçak içinde gelişecek fenalaşma ihtimali ve müdahale ihtimalinin kısıtlı olması temel korku kaynağıdır. Uçak yolculuğu kalp krizi riskini arttırmamakla birlikte kalp hastalarına vede risk altındaki kişilere ek yükler getirir. Yolculuk öncesi havaalanı transferi zorlukları, check-in ve pasaport kuyrukları, taşınan bavullar, rötarlar kişiler üzerinde hep stres oluşturur. Ayrıca uçağın kalkışı ve ani yükselişi ile hava boşluklarındaki ani irtifa düşüşleri yolcular üzerinde ek stres oluşturacaktır. Uçak ile seyahat korkusu da ayrı bir risk teşkil eder.

Uçak içinde yolculuk yaklaşık 1500-2000 metre yükseğe seyahat ile eşdeğer koşullara sahiptir. Yolcuların nabız sayısında artış ve düşük neme bağlı hava yollarında kuruma gelişebilir. Özellikle bacaklarda oluşabilecek pıhtı riskini azaltmak için bol sıvı alınmalı ve aralıklı ayağa kalkıp yürünmelidir. Bacak toplar damarlarında yetersizlik olan kişiler varis çorabı kullanmalıdır. Kalp hastaları ilaçlarını yanında taşımalı ve her zamanki saatinde ilacı kullanmalıdır. Heyecan ve korkuya bağlı tansiyon değerlerinde ani yükselişler olan kişilerin yanlarına tansiyon cihazlarını almaları faydalı olacaktır.

Kimler uçak yolculuğu yapmamalı:

  • Yeni kalp krizi geçiren hastalar 1 hafta boyunca
  • Stent takılan hastalar 5 gün boyunca
  • By-pass olan hastalar 2 hafta boyunca uçak yolculuğu yapmamalıdır.
  • Ayrıca kontrolsüz kalp yetersizliği olan, kontrol edilmemiş yüksek tansiyon ve ritim bozukluğu olanlar, bacak damarlarında pıhtı tespit edilenler tedavi oluncaya kadar uçak yolculuğu yapmamalıdır.
  • Yolculuk öncesi göğüs ağrısı yaşayan kişilerin muayene olduktan sonra seyahat etmesi önerilir.
  • Kalp pili taşıyan hastalar uçak yolculuğu rahatlıkla yapabilir. Ancak seyahat öncesi manyetik kontrol noktalarından geçerken dikkatli olmaları önerilir. Bu kişiler kalp pili kimliklerini yanında taşımalı ve manyetik kapıdan geçmemek için görevlilere göstermeleri gerekmektedir.

Devamı

” KIRIK KALP HASTALIĞI ” HASTANELİK EDİYOR!


Tarih Kasım 29, 2016 | Henüz yorum yok
Yazar: Doç. Dr. Ahmet Karabulut

bandaged-broken-heart-picture”Aşırı üzüntü, stres ya da fiziksel travmanın tetiklediği kırık kalp hastalığı, etkin tedavi uygulanmadığı durumlarda ölümle dahi sonlanabilir”

Kalp kırmak toplumdaki temel sıkıntılardan bir tanesi olmuştur. Öyle ki, çoğu şarkı ve türkü, film ve dizilerin ana teması hep kalp kırmak üzerine kurulmuştur. Küçük kırgınlıklar sıklıkla çabuk atlatılsa da, ciddi kalp kırıklıkları kişiyi direk hastanelik edebilir. Kırık kalp hastalığı sıklığı gittikçe artmaktadır.

Kırık kalp hastalığının varlığı 1980 li yıllarda tartışılmaya başlansa da, ilk tanım 1991 yılında Japonya’da yapılmış olup, ismine de tako-tsubo hastalığı konmuştur. Tako-tsubo terim olarak ahtapot avında kullanılan çömlek şeklinde kapan olup, hastalıkta kalp bu şekli aldığından bu garip isim verilmiştir. Uzun süre batı toplumunda bu hastalık tanımı kabul görmemiş ve asya kıtasına özgü bir hastalık olduğu düşünülmüştür. 2005 yılında İngiltere’nin önde gelen bir dergisinde bu hastalıktan bahsedilmiş ve batı toplumuda bu hastalığı kabullenmiştir. Batı toplumunda hastalık ‘broken heart syndrome’ olarak bilinmektedir.

takotsubo-cardiomyopathy-octopus2-620x400Kırık kalp hastalığı kimlerde görülür?

Hastaların çoğunluğu Asya ve Kafkas ırkından olup, batı toplumunda daha nadir görünür. Özellikle menapoza girmiş kadınlar ciddi risk altındadır. Kaygı bozukluğu, evhamlı yapı, depresif kişilik bu hastalığı oluşumuna zemin hazırlayan faktörlerdendir.

Kırık kalp hastalığı nasıl oluşur?

Aşırı üzüntü, stres, korku, heyecan, tartışma bu hastalığı tetikleyebilir. Bunun yanında hastaneye yatış, kavga, trafik kazası, hamilelik gibi fiziksel etkenlerde hastalığı tetikleyebilir. Esrar kullanımı hastalığın oluşma riskini ikiye katlar. 50 yaş altında fiziksel etkenler daha ön plandadır. İlginç olarak, uçlarda yaşanan aşırı mutluluk ve sevinç de nadir olarak bu hastalığı tetikleyebilmektedir. Hastalığın tetiklenmesiyle bir anda kalbin fonksiyonlarında % 60-70 lik bir kayıp olur ve kalp yetersizliği gelişir.

Kırık kalp hastalığı tanısı nasıl konulur?

Bu hastalığa tanı koymak oldukça zordur. İlk planda hastaların kalp krizi geçirdiği düşünülür. Yapılan eko ve anjiyografi tetkikleri sonrası kırık kalp hastalığı-kalp krizi ayrımı yapılır. Kalp krizinden farklı olarak, kırık kalp hastalığında damar tıkanması yoktur ve kalpte tipik kasılma bozukluğu gözlenir.

Kırık kalp hastalığı ölüme yol açar mı? Devamı

DÜZENLİ DANS ETMEK, KALP VE DAMAR SAĞLIĞINI KORUYOR :)


Tarih Ekim 27, 2016 | Henüz yorum yok
Yazar: Doç. Dr. Ahmet Karabulut

indir”Düzenli dans etmek; düzenli spor gibi kalp ve damar sağlığını koruyor”

Dünyanın bir numaralı ölüm sebebi olan kalp ve damar hastalıklarından korunmada egzersizin önemli bir yeri mevcut. Hareketsiz yaşam kalp hastalığı riskini arttırırken, haftanın 4 günü yapılacak 30 dakika düzenli egzersiz kalp krizi riskini azaltmaktadır. Hızlı tempo yürüme, bisiklet, yüzme ilk planda önerilen egzersizlerdir. Bahçe işleri ile uğraşmak bile egzersiz kabul edilebilir. Hiç birini yapamayan kişilere önerimiz mümkün oldukça yürümek. Hedef günlük minimal 5 bin, ideal olarak 10 bin adım atmak. Ayakta durmanın bile yatanlara oranla faydalı olduğu gösterilmiş. Ancak pek çoğumuz spor denilince adım atmak istemeyiz, yada geri adım atarız. Spor yapmak düşüncesi bazı kişilerce sevimsiz ve yorucu aktivite olarak nitelenebilir. Spor kadar kalp ve damar sağlığını koruyacak eğlendirici aktiviteye ne dersiniz? Peki dans ederek de kalp ve damar sağlımızı düzenli spor yapmış kadar koruyabileceğimizi biliyor muydunuz?

Özellikle düzenli yapılan tempolu danslar düzenli egzersizler ile eşdeğer ölçüde kalp sağlığını koruyacaktır. Özellikle hareketli latin dansları kalp ve damar dostudur. Ça-ça, rumba ve salsa ilk planda akıla gelen egzersize eşdeğer danslardır. Bu danslar sadece kişiye kondisyon kazandırmakla kalmayıp, vücuda esneklik katar. Ayrıca dans ve müziğin beyinde oluşturduğu gevşetici etki özellikle yüksek tansiyon hastalarında ek faydalar sağlayabilir.

Sağlık için egzersizin devamlılığı nasıl önemliyse, dans etmekte düzenli bir aktivite olmalıdır. Önerilen sporlara eşdeğer olarak haftanın 4 günü 30 dakika orta tempoda bir dans hem hayatımıza renk katacak, hemde kalp ve damar sağlımızı koruyacaktır.

Kalp yetersizliği mevcut kişilerde de dansın kalp yetersizliği bulgularını azalttığı gösterilmiştir. Günlük 20 dakika vals yapan kalp yetersizliği hastalarının şikayetlerinde belirgin gerileme olmuştur. Devamı

25 GÜNDE 30 KİLO VEREN KALP HASTASI ESKİ SAĞLIĞINA KAVUŞTU!


Tarih Ekim 26, 2016 | Henüz yorum yok
Yazar: Doç. Dr. Ahmet Karabulut

img_67501”Kalp yetersizliği hastalarında kilo takibi çok önemli bir nokta olup, ani alınan kilolar vücuttaki fazla sıvıyı ve ödemi düşündürmelidir ”

Kalp yetersizliği, mücadelesi en zor hastalıklardan biridir. Diyet tedavisi, ilaç tedavisi, toplumsal destek tedavisinin bir arada olması gerektiği bir hastalıktır. Tedavide aksama, vücutta hızlıca su toplanması ve ödemle sonuçlanır. Öyle ki bu ödem başlangıçta gizli seyir gösterebilir ve erken dönemde sadece kilo takibi ile bu durum fark edilebilir.

59 yaşındaki bayan hastamız da kalp yetersizliği tedavisi alan, daha öncesinde kalp ameliyatı ile kapakçığı değişen bir misafirimizdi. Son dönemde tedavisinde ciddi aksamalar olmuş, ve başvurduğu kurumlarda etkin bir tedavi alamamıştı. Hastamız yürüyemiyordu ve tekerlekli sandalyeye bağımlıydı. Vücudunun her tarafında ciddi ödem mevcuttu. Akciğer ve karaciğer ödemliydi ve karında da su birikimi olmuştu. Barsaklar da ödemli olduğu için iştahsızlık mevcuttu. Hastamız sırtüstü yatamıyor ve uyuyamıyordu. Bacak kalınlığı normalin 3 katına çıkmış ve bacaklarından dışarıya doğru bozuk musluklar gibi sürekli su damlıyordu. Her iki bacak tümüyle kızarmış ve mikroplara yuva olmuştu. Hastane yatışı sonrası, etkili bir tedavi planlaması yapıldı. Hastanın diyeti ve günlük alacağı sıvı miktarı belirlendi. Sonrada damar içerisinden ilaç tedavisine başlandı. Hasta düzenli olarak muayene dışında laboratuvar ve röntgen tetkikleri ile takip edildi. Günlük kilo takiplerinde hastamız her geçen gün eriyordu. Öyle ki 83 kg olarak hastaneye yatan misafirimiz, 25 gün sonunda 53 kg a kadar inivermişti. Misafirimiz artık desteksiz yürüyebiliyor, kendi başına yemeklerini yiyebiliyor ve en önemlisi uyuyabiliyordu. Hastane tedavisi sona eren misafirimiz mutlu bir şekilde evinin yolunu tuttu. Aynı duruma tekrar düşmemek için evinde uygulayacağı tedavinin ne kadar çok önemli olduğunu artık hiç unutmayacaktı.

SPORA BAŞLAYACAK KİŞİLER BU ÖNERİLERE KULAK VERSİN !


Tarih Ekim 3, 2016 | Henüz yorum yok
Yazar: Doç. Dr. Ahmet Karabulut

images-3”Düzenli ve bilinçli spor kalp ve damar sağlığını korur”

”Hazırlıksız ve yoğun tempoda spor yapmak kalp krizini tetikleyebilir”

Kalp hastalıkları çağımızın en önde gelen ölüm sebebini oluşturuyor. Ölümlerin üçte birinden fazlası kalp ve damar hastalıklarından kaynaklanıyor. Kalp hastalığı gelişimin önlenmesinde en önemli noktalardan biride düzenli spor yapmak. Spor yapmayan hareketsiz yaşam süren kişilerde kalp krizi riskinin daha fazla olduğu gözlenmiş. Düzenli spor yapan kişilerde kalp krizi gelişiminde üçte birlik azalma gözleniyor ve ortalama ömür 3-7 yıl uzuyor. Tabi sporu doğru yapmak lazım. Bilinçsiz yapılan ağır tempo sporlar ölümle sonuçlanabilir.

Sağlık için spor nasıl yapılmalı?

En önemli nokta düzenli olmasıdır. Haftanın en az 3 günü spora ayrılmalı, orta tempo egzersizlerde haftalık 150 dakika, yüksek tempo egzersizlerde haftalık 75 dakika spor yapılmalıdır. Haftalık harcanacak hedef kalori minimal 1000 olmalıdır. Haftada 1-2 gün yapılacak 2-3 saatlik spor yada halı saha vücuda sağlık yerine zarar getirecektir. Hipertansiyon ve kolesterol hastaları haftanın 5 günü mümkünse hergünü spor yapmalıdır. Günlük spor sabah akşam 15 dakikalık periyotlar halinde de yapılabilir.

Hangi sporları yapalım? Devamı

29 EYLÜL DÜNYA KALP GÜNÜ❤️💪🏻❤️


Tarih Eylül 24, 2016 | Henüz yorum yok
Yazar: Doç. Dr. Ahmet Karabulut

dunyakalpgunu_450”Dünyada bir numaralı ölüm sebebi olan kalp ve damar hastalıkları ile mücadele etmek mümkün”

Neden dünya kalp günü!!!

Kalp ve damar hastalıkları dünyada en önde gelen ölüm sebebi olmaya devam ediyor. 2008 yılında 17.3 milyon ve 2012 yılında 17.5 milyon kişi kalp ve damar hastalıklarından ölmüş durumda. Bu sayı tüm ölümlerin yaklaşık %30 una denk geliyor ve bu sayının 2030 yılında 23.3 milyon kişiye ulaşacağı tahmin ediliyor. Ölümlerin çoğunluğu az ve orta gelişmiş ülkelerde olup, bu oran % 40 lara ulaşabiliyor. Kalp ve damar kaynaklı ölümlerin %40-45’i direk kalp krizi ve %30’u felçten kaynaklanıyor. Kalp hastalıkların bu kadar ön plana çıkması dünya sağlık örgütü ve üye ülkelerini tedbir almaya yönlendirmiş ve eylül 2000 yılı itibariyle bu hastalıklara dikkat çekmek için dünya kalp günü kutlanmaya başlanmıştır.

Ülkemizde durum nedir!!!

Ülkemizdeki veriler de genel dünya istatistikleri ile paralel seyrediyor. Ölümlerin % 40’ı kalp ve damar hastalıklarından olup, bu yaklaşık her 3 dakikada bir kişinin ölümünü ifade ediyor. 2014 yılında 153 bin ve 2015 yılında 157 bin kişi kalp ve damar hastalıklarından kaybedilmiş. Bu sayı kanserden kaybedilen kişilerin yaklaşık 2 katına denk geliyor.

rm_news_whd2015Risk faktörleri neler!!!

Kalp ve damar hastalığının değiştirilemeyen risk faktörleri; erkek cinsiyet, ileri yaş ve genetik yatkınlıktır. Kısmen kontrol altına alınabilen risk faktörleri ise; yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği, stress ve yoksulluktur. Birde kalp hastalığı riskini arttıran ve tamamen önlenebilen risk faktörleri vardır. Bunlar; sigara ve aşırı alkol tüketimi, sağlıksız diyet ile beslenmek, hareketsiz ve tembel yaşam, şişmanlık, ihmal ve hekim kontrolünden geçmemek olarak sıralanabilir.

Kalp ve damar sağlığımızı koruyacak öneriler: Devamı

Sonraki sayfa »

Doç. DR Ahmet Karabulut
KARDİYOLOJİ UZMANI

drkarabulut@gmail.com
GSM: +90.505.3577477

Abone ol

ACIBADEM ATAKENT HASTANESİ

Acıbadem

ACIBADEM ÜNİVERSİTESİ

Acıbadem

RANDEVU İÇİN TIKLAYIN

RANDEVU

KALBİNİSEV.ORG TWİTTER’DA!

ARAMA

Admin